|
Tweet |
İZCİ MEDYA https://www.facebook.com/
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonomi gazetecileriyle İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, enflasyonla mücadelede izlenen politikanın bilinçli bir tercih olduğunu belirterek, hızlı düşüşün ciddi sosyal ve ekonomik maliyetler yaratabileceğine dikkat çekti. Yılmaz, hükümetin bu nedenle kademeli ve dengeli bir dezenflasyon sürecini sürdürdüğünü vurguladı.
Türkiye ekonomisinin küresel ve bölgesel belirsizliklere rağmen 2025’i güçlü bir performansla tamamladığını belirten Yılmaz, temel makroekonomik göstergelerde önemli iyileşmeler sağlandığını ifade etti. Yılmaz, Haziran 2024’te başlayan dezenflasyon sürecinde enflasyonun 44,6 puan gerilediğini, büyümenin kompozisyonunda ise iç talebin payının azaldığını söyledi.
Cari açığın milli gelire oranının yüzde 1,4 seviyesinde gerçekleştiğini, işsizlik oranının ise yaklaşık yüzde 8,5 ile tek haneli seyrini koruduğunu aktaran Yılmaz, bütçe performansının da öngörülerin üzerinde olduğunu kaydetti. Bu gelişmelerle birlikte ülkenin kredi risk priminin düştüğünü ve rezervlerin arttığını belirtti.
Uygulanacak para ve maliye politikaları ile reformların 2026’da hedeflere ulaşmayı mümkün kılacağını söyleyen Yılmaz, 2026 yılı için belirlenen hedefleri şöyle sıraladı:
Yüzde 3,8 reel büyüme
1,7 trilyon dolara yaklaşan milli gelir
Yaklaşık 19 bin dolar kişi başı gelir
410 milyar doları aşan mal ve hizmet ihracatı
68 milyar dolar turizm geliri
Cari açığın milli gelire oranının yüzde 1,3
700 binin üzerinde ilave istihdam
Yüzde 8,4 işsizlik oranı
Yıllık enflasyonun yüzde 20’lerin altına gerilemesi
Enflasyon hedefleriyle ilgili Orta Vadeli Program’da (OVP) bir güncellemenin şu aşamada gündemde olmadığını belirten Yılmaz, ocak ve izleyen aylardaki verilerin sürecin daha net görülmesini sağlayacağını söyledi. İlk çeyrekteki enflasyon performansının beklentilere de olumlu yansımasının beklendiğini dile getirdi.
Finansal piyasalarda normalleşme adımlarının zamanla atılabileceğini belirten Yılmaz, programda bir gevşeme ya da duraksamanın söz konusu olmadığını vurguladı. Programın özünün korunduğunu ifade eden Yılmaz, yapılabilecek ince ayarların üretim, yatırım ve ihracatı desteklerken tüketimi daha ılımlı hale getirmeyi amaçlayacağını söyledi.
Enflasyonun istenilen seviyeye henüz ulaşmadığını belirten Yılmaz, tarım sektöründe yaşanan don ve kuraklığın fiyatlar üzerinde etkili olduğunu kaydetti. Tarımsal üretimdeki daralmanın manşet enflasyonu yukarı çektiğini belirten Yılmaz, eğitim ve kira kalemlerinin de hizmet enflasyonunu artırdığını ifade etti.
Özel okulların eğitim sistemindeki payının yaklaşık yüzde 10 olduğunu hatırlatan Yılmaz, bu alandaki fiyat artışlarının manşet enflasyona etkisinin yüksek olduğunu söyledi. Kira kalemi için ise konut arzının artmasıyla daha olumlu bir görünüm beklendiğini dile getirdi.
Enflasyonun teknik olarak daha hızlı düşürülebileceğini ancak bunun ciddi sonuçlar doğuracağını belirten Yılmaz, büyüme, istihdam ve sosyal dengelerin göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Bu nedenle sürecin tüm ekonomik ve sosyal etkiler dikkate alınarak yürütüldüğünü ifade etti.
Yılmaz, hane halkı ve reel sektörün enflasyon beklentilerinin hedeflerin üzerinde seyrettiğine dikkat çekerek, daha etkili bir iletişime ihtiyaç olduğunu söyledi. Beklentilerin aşağı yönlü bir eğilim gösterdiğini ancak istenilen noktada olmadığını belirten Yılmaz, kurumlar ve özel sektör temsilcilerinin bu süreçte ortak sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.