|
Tweet |
İZCİ MEDYA https://www.facebook.com/

Sohu News'te yer alan habere göre Zeng, Hunan eyaletindeki kalabalık bir pazarda annesinden ayrıldıktan sonra kaçırıldı. Onu evlat edinen aile kötü davranmıyordu ancak Zeng çocukluğu boyunca kendini hep "yabancı" gibi hissetti.
İlkokulda arkadaşlarının "buluntu çocuk" diye dalga geçmesi de özgüvenini zedeledi. Evlatlık ailesinin sevgisini kazanmak için okuldan sonra tarlalarda çalıştı, hayvan otlatmayı öğrendi.
15 yaşında Shenzhen'e gönderilip evlatlık olduğu ailesinin akrabalarının yanında dadı olarak çalıştı. 18 yaşında ise büyük bir risk alarak üniversite eğitimi olmamasına rağmen Shenzhen'de bir elektronik firmasında satış temsilciliği yapmaya başladı.
Günde yüzlerce telefon açtı, şehir şehir gezip müşteri buldu. Azmi sayesinde satış müdürlüğüne kadar yükseldi ve ardından kendi elektronik şirketini kurdu.
Kısa sürede lüks bir hayat sahibi oldu; Shenzhen'de ev ve araba aldı, şirketi yılda 70 milyon yuanı (yaklaşık 10 milyon dolar) aşan cirolara ulaştı.

Yıllar sonra ailesini bulmak için bir televizyon programına katıldı. Program ekibi, o gün pazarda annesinin bayıldığını, kendine geldiğinde küçük Zeng'in kaybolduğunu ortaya çıkardı. Babası ise kızını bulmak için işini, evini, tüm birikimini bırakıp yıllarca onu aramıştı. Arayışın yarattığı ağır stres nedeniyle akciğer hastalığı gelişti ve yıllar önce yaşamını yitirdi.
Zeng, programda biyolojik kardeşleriyle buluştuğunda gözyaşlarına boğuldu. "Beni terk etmemişler... Nihayet bir yuvam var" diyerek hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Zeng, yıllar sonra Hunan'a gidip annesini ziyaret etti. Zihinsel rahatsızlığı olmasına rağmen annesi, Zeng'in çocukken en sevdiği şekeri hatırlayıp onun için almıştı.
Bugün Zeng, hem kendi kardeşleriyle hem de annesiyle bağ kurmaya devam ederken bir yandan da devasa elektronik şirketini yönetmeyi sürdürüyor. Her yıl babasının mezarını ziyaret ediyor.