|
Tweet |
İZCİ MEDYA https://www.facebook.com/
Öncü DURMUŞ
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atanan kayyum kararına ilişkin dün Ankara 3’üncü Asliye Mahkemesi, CHP’nin 8 Ekim 2023’teki İstanbul İl Kongresi’nin iptal davasını esastan reddetti. Dün itibarıyla parti çevresinde abluka kaldırılırken il binasını kapatma kararı alan CHP yönetimi binaya CHP Genel Başkanı Çalışma Ofisi tabelasını astı. Bu davayla birleşen Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemi de ''aynı davanın daha önce açılmış ve halen görülmekte olması'' nedeniyle ''dava şartı yokluğundan'' reddedildi.
Saray rejiminin 19 Mart’tan bu yana olan saldırılarında yeni bir aşama olarak değerlendirilen kayyum kararına ilişkin mahkemeden çıkan bu karar ise dikkat çekti. Karara ilişkin konuştuğumuz CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, normal ve hukuka uygun olanın Ankara’daki mahkemenin verdiğini belirtti ve İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu kararı uygulaması gerektiğini söyledi.
Çiftçi, verilen bu karar ile beraber İstanbul İl Kongresi'nin herhangi bir sıkıntı olmadığı, 'bir şaibe olmadığı' Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tespit edildi” diye konuştu. Kayyumun görevinin düştüğünü belirten Çiftçi, Kurultay’a ilişkin de benzer bir karar çıkacağını düşündüğünü ifade etti. Çiftçi, 15 Eylül’de görülecek Kurultay davasında çıkacak herhangi bir olumsuz kararın da davanın reddi ile sonuçlanacağını söyledi.
Bundan sonraki süreçte şüphesiz gözler 15 Eylül’de görülecek CHP Kurultay Davası’na çevrilecek. Günlerdir İl Başkanlığı’na atanan kayyumun Kurultay öncesi bir fragman olduğu değerlendirmelerinin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği de ülke siyasetinin geldiği bu yol ayrımında doğrudan bir etkiye sahip olacak.
Muhalefeti etkisizleştirmenin hatta dağıtmanın yollarını yargı, kolluk kuvveti, medya ve muhalefet içerisindeki aparatlarla arayan rejimin karşısında tek vücut olan halkın, Saray’ın planlarını bozabilecek tek güç olduğu da bir kez daha gözler önüne serildi.
Tam da bu yüzden bundan sonraki her bir kavganın halk ve Saray yönetimi arasında geçeceği net. Otoriterleşmenin dozunu artıran tek adam yönetimi toplumun rızasını alabilecek evreyi çoktan geçti. Önümüzdeki günlerdeki gelişmeler şimdilik belirsizliğini korusa bile rejimin saldırılarda dur durak bilmeyeceği oldukça açık. Ancak şimdiye kadar olanları birkaç madde de özetlemek de mümkün.
Halkın iradesini ortadan kaldırmaya çalışan rejime karşı CHP başta olmak üzere toplumsal muhalefet güçlerinin direnişi İstanbul İl Başkanlığı’nın alınmasına izin vermedi. Kayyum Gürsel Tekin ve heyeti de 5 bin kişilik polis ordusuna rağmen yurttaşın karşısında duramadı. İradesine sahip çıkan yurttaşlar CHP’nin İstanbul sancağını elinde tutmasında büyük rol oynadı.
4 gün boyunca yaşananlar iktidarın istediği ‘muhalefet içerisinde klik savaşları var’ görüntüsünü de ortadan kaldırdı. Yandaş medya tarafından da sık sık tekrarlanmak isteyen ‘Özelciler ve Gürselciler’ arasındaki kavga görüntüsü geçerliliğini yitirdi. Kayyum Gürsel Tekin ve heyetinin hiçbir meşruluğu olmadığı görüldü.
Rejimi ise sokak korkusu sardı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Kimsenin sokağı karıştırmasına izin vermeyiz” açıklamalarının ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli de sokağı hedef aldı. Bahçeli, "Önümüzdeki günler her türlü provokasyona açık ve yatkındır" açıklamasıyla dikkat çekti. Sokağa çıkan yurttaşları, sosyal medyadan tepki gösteren kesimleri hedef alan Bahçeli, yaptığı açıklama ile muhalefete hiza çekmek istedi. Tehdit etmediği kimse kalmayan Bahçeli, "Sivil itaatsizlik çağrısı yapan, yabancı medya organlarına utanmadan Türkiye aleyhine hayatı durdurma beyanatı veren, kaybettiği siyasi itibar ve ahlakı sokakların karanlığında arayan kriz ve kaos meraklıları bu provokasyon ikliminin arayış ve arzusundadır. Türk milletinin hiçbir ferdi düşman safına giremeyecek, girene de şayet çocuk olsa bile müsamaha gösterilmeyecektir " ifadelerini kullandı.
Öte yandan CHP İstanbul İl Binası önünde başlayan direniş, önceki akşam Kadıköy’de toplanan binlerce yurttaşla birlikte devam etti.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da saldırılar karşısında direniş cephesinin büyütülmesindeki öneme dikkat çekti. Günaydın, “19 Mart’tan bu yana yaşananlara bakıldığında belediyeye ve bir partinin il başkanlığına kayyum atanmasında nitelik farkı var. Rejim bu saldırılarla beraber bir siyasi partinin özerkliğinin kalmadığının sadece kendilerinin görevlendirdiği kişilerin söz hakkının olabileceğini ilan etmek istedi. Tam da bu yüzden bir kez daha gördük ki mesele CHP’yi aşmış durumda. Biz iç konsolidasyon ile beraber en geniş direniş cephesini canlı tutmadan bu rejim ile mücadele edilemeyeceğini görüyoruz” diye konuştu.
“Bu açıdan bugün eşitlik, adalet, özgürlükten yana olan tüm kesimlerin içerisinde bulunduğu en geniş cephe ile hareket etmek istediğimizi söylüyoruz” diyen Günaydın şu ifadelere yer verdi: “Bu mücadele biçimini ülkenin sorunları etrafında da örmenin önemli olduğunu biliyoruz. Geçtiğimiz gün Karaburun’da SOL Parti, EMEP, TİP ve DEM Parti ile beraber bir panelde buluştuk. Zeytin yasasında Cumhur İttifakı hariç tüm partilerle bir ortaklaşma sağladık. Saray rejimine karşı dayanışma nüvelerini geliştirmenin, çok daha güçlü bir muhalefet hattına yol açacağını söyleyebilirim.
Günaydın, “Ankara’da yapacağımız mitinge ise tüm yurttaşları şimdiden davet ediyoruz. Hukuki zeminin ortadan kaldırıldığı, vekillerin biber gazı ile darbedildiği, ceberrut uygulamaların birbiri ardını takip ettiği bu koşullarda cesaret ve kararlılığın bulaştırılması gerekiyor” dedi.
Yaşananlarla ilişkin BirGün Tv’ye açıklamalarda bulunan Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy da rejimin muhalefete yönelik saldırılarında artık dur durak bilmeyeceği görüşünde.
Aksoy, “Otoriter yönetimlerin belirli evreleriyle karşılaşıyoruz. Otoriterleşme başlarsa geriye dönüş olmuyor. Dünyada örnek yok ve mümkün de değil” dedi.
Eğer otoriter bir yönetim beklenilenden daha az bir sertlik gösterilirse ‘ılık bir muhalefetin’ ‘acaba yumuşuyor mu’ tepkileri ortaya çıkıyor. Ancak bugün Türkiye’de otoriter yönetimin geldiği evre çok açık ki en üst evrelerden biridir. Çünkü artık muhalefeti toptan yok etmek istiyorlar. İstanbul İl Başkanlığı’na atılan kayyum da esasında çok partili hayata müdahale edilen bir yerdir. Eğer bu kabul edilseydi gerçekten çok partili hayattan vazgeçme anlamına gelirdi. Rejimin güçlü ve zayıf yönlerine değinen Aksoy, halkın rejim karşısı pozisyonuna dikkat çekti. Aksoy, “Saray rejimi bugün çok güçlü ancak çok zayıf bir anında. Yargı, polis, devletin olanca gücü onda ama halk istemiyor. Bu da İktidarın çok güçlü olması ve her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan Gürsel Tekin'in CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyum olarak atanması ve CHP'ye yönelik operasyonlara karşı bir ziyaret gerçekleştirdi.
Bugün saat 15.17 sıralarında İstanbul'da bulunan CHP Genel Başkanlığı Çalışma Ofisi'ne (Eski il binası) giden DEM Parti heyeti, Genel Başkanlık katında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya geldi. Toplantının ardından Özgür Özel ile Bakırhan ve Hatimoğulları açıklamalarda bulundu. Tuncer Bakırhan, "Bu sadece bir nezaket ziyareti değil. Hukuksuz, anti demokratik uygulamalara karşı aslında ortak bir irade göstermenin de ziyaretidir" ifadelerini kullandı.
"İktidar seçilmiş iradeyle, delegelerle uğraşmaktan vazgeçmelidir" diyen Bakırhan, "Seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmelidir. Bu ülkeyi demokrasiye, düzlüğe çıkarma mücadelesine devam ettireceğiz" vurgusu yaptı.
Bakırhan'ın ardından söz alan Özgür Özel, "Bu bina, kazanan bir binaya dönüştü. Bu bina, İstanbul'da Adalet ve Kalkınma Partisi karşısında en büyük zaferi kazandı. İstanbul'u kazananın Türkiye'yi kazanacağı gerçeğiyle birlikte bu bina hedef haline geldi" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerine yanıt veren Özel, "Bugün sayın Bahçeli'nin ifadeleri var; 'Sokakları mı karıştıracaksınız!' Erdoğan diyor ki 'Kimsenin sokağı karıştırmasına izin vermeyiz.' Bizim niyetimiz sokağı karıştırmak değil. Buradaki direnişin hukuktaki ve vicdandaki adı meşru müdafaadır" dedi.