|
Tweet |
İZCİ MEDYA https://www.facebook.com/
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel ve kendisini destekleyen heyet, partide yaşanan hukuki ve idari kilitlenmenin ardından yeni parti senaryolarını masaya yatırmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde geniş kapsamlı bir zirve gerçekleştirdi. Yaklaşık 2,5 saat süren gizli toplantıda, seçmeni seçeneksiz bırakmamak adına yeni bir siyasi partinin kurulmasının şart olduğu fikri ağırlık kazandı.
Toplantıda, yeni partinin kurumsal ilan tarihi ve seçime katılma yeterliliğine sahip mevcut siyasi partilerle yürütülen arka kapı diplomasisi detaylıca ele alındı. Kulislerden sızan bilgilere göre, yeni partinin resmi ilanı için 24 Temmuz 2026 tarihi üzerinde mutabakat sağlandığı bildirildi. Bu süreçte Yargıtay'ın adli tatil başlangıcı olan 20 Temmuz 2026 tarihine kadar vereceği olası kararlar beklenecek.
Kuruluş çalışmaları yürütülen yeni siyasi yapının, ideolojik olarak daha merkezde konumlanacağı ve merkez sağ kökenli siyasetçileri de bünyesinde barındıracağı aktarıldı. Partinin kurumsal kimliği ve ismi için yürütülen çalışmalarda ise Yeni Parti, Yürüyüş Partisi ve Değişim Partisi alternatifleri üzerinde durulduğu kaydedildi.
Yeni parti formülüne, "Çözümün CHP'den ayrılmak değil, parti içinde kalarak mücadele etmek" olduğunu savunan bazı milletvekillerinin muhalefet ettiği öğrenildi. Yaşanan fikir ayrılıkları nedeniyle, ana partiden istifa ederek yeni oluşuma katılması beklenen milletvekili sayısının ilk etapta 70 ila 80 bandında kalabileceği öngörülüyor.
Özgür Özel cephesinin yeni parti hazırlıklarını hızlandırmasının arkasında, genel merkezle yaşanan imza krizi yatıyor. Özel'in ekibi, 1 Haziran 2026 tarihinden itibaren topladığı 833 ıslak imzalı olağanüstü kurultay talebini hem elden hem de noter vasıtasıyla genel merkeze teslim etmişti. Kurultay çağrısına yönelik herhangi bir idari adım atılmaması sebebiyle muhalif kanat, önümüzdeki hafta içi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne resmi başvuru yapacağını ilan etti.
Yargıya yapılacak müracaatla, partiyi olağanüstü kurultaya götürecek resmi bir çağrı heyetinin atanması talep edilecek. Bu hamlenin ardından mahkeme heyetinin başvuruyu reddetmesi ya da kabul ederek kayyum benzeri bir çağrı heyeti yetkilendirmesi senaryoları tartışılıyor.
Genel merkez koridorlarında ise hukuki durum daha farklı yorumlanıyor. Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki genel merkez jürisi, mevcut mahkeme kararlarında yer alan ihtiyati tedbir maddeleri uyarınca, hiçbir şart altında olağanüstü kurultaya gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunuyor.
Hukukçuların mutlak butlan tartışmaları eşliğinde yürüttüğü bu süreç, temmuz ayının son haftasına kadar netleşecek olan yargı kararları ve istifa takvimleriyle Türkiye siyasetinde yeni bir bölünme dalgası yaratmaya aday görünüyor.