|
Tweet |
Öte yandan koma durumundayken beyin fonksiyonlarını, beynin elektriksel aktivitesini ölçen incelemeler yapılıyor. Burada bilgisayar gibi ekranda hareket olmasa da işlemci nasıl çalışıyorsa beyinde de bazı kısımların çalışmaya devam ettiğini aktaran Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ramazan Sarı, koma hastalarıyla ilgili bilinmesi gereken gerçekleri açıkladı.
KOMAYA BÖYLE GİRİLİYOR!
Koma halinin, beyin fonksiyonlarının gerilemesi sonucu hasta ile iletişimin olamadığı durumu ifade ettiğini belirten Doç. Dr. Ramazan Sarı, bu duruma neden olan en bilinen sorunun kafa travması olduğunu söyledi. Durmayan epilepsi (sara) nöbetleri, ileri evrede beyin tümörleri, diyabet, enfeksiyon, ilaç veya alkol zehirlenmeleri gibi durumlarda da görülebileceğinin altını çizdi.
Öte yandan kafa travmasının bir halk sağlığı sorunu olduğuna değinen Doç. Dr. Sarı, bu kazalara karşı engellenebilir önlemler alınabileceğini açıklayıp şunları söyledi:
"Ağır kafa travması sonrasında tedaviye rağmen oluşabilen yaşam kalitesi kayıpları ve tedavi maliyetleri göz önüne alındığında kafa travmasından korunmanın önemi ortaya çıkıyor. Birincil tedavisi korunma ve gerekli ekipmanları kullanmaktan geçiyor."
'DAMARDAN SIVI VERİLİYOR, AĞIRLAŞIRSA MİDESİNE TÜP YERLEŞTİRİLİYOR'
Koma durumuna gelen hastaların yoğun bakım ünitelerinde çoğu zaman mekanik ventilatör denilen solunum destek ve yaşam destek ünitelerine bağlı yaşadıklarını aktaran Sarı, “süreçte erken dönemde beslenmeleri damara verilen sıvılar ile sağlanırken, bu ağır tablonun devam etmesi durumunda PEG (perkutan endoskopik gastrostomi) adını verdiğimiz hastanın midesine karın bölgesinden yerleştirilen bir tüp sayesinde sağlanıyor. PEG’den besleme hastalar için daha güvenli ve daha sağlıklı. Çünkü bağırsak sisteminin çalışması sağlanıyor" dedi.
İlgili Haber Milyonlarca kişiyi kaskatı kesen gizemli uyku hastalığı!Ayrıca bu hastaların solunumunu rahatlatmak amacıyla trakeostomi olarak adlandırılan yani soluk borusuna bir pencere açılarak solunum yolunun kısaltıldığını ifade eden Doç. Dr. Ramazan Sarı, “dönemine daha hızlı adapte olmasında etkili oluyor” diye belirtti.
'YAKINLARININ SESİNİ VE SEVDİKLERİ MÜZİĞİ DUYDUKLARINDA TEPKİ OLUŞUYOR'
Koma durumundayken beyin fonksiyonlarını değerlendirmede EEG yöntemi yani beyin elektriksel aktivitesini ölçen bir inceleme yapılıyor. Bunda hastaların dışarıdan gözlemlenmeyen "Bir nöbet aktivasyonu var mı?" diye tetkik edildiğini söyleyen Doç. Dr. Ramazan Sarı, “ekranda hareket olmasa da işlemci nasıl çalışıyorsa beyinde de elzem kısımlar çalışmaya devam ediyor" detayını paylaştı.
Bazı hastalarda ilaçlarla uyutularak koma hâli oluşturulduğunu belirten Doç. Dr. Ramazan Sarı, “” dedi. Ayrıca koma durumunda olan hastaların, yakınlarının sesini ve sevdiği müziği duymasına elektriksel tepki oluşturduklarını belirten Sarı, hasta yakınlarına tavsiyelerde de bulundu:
İlgili Haber Tıbben öldü! Şaşırtan gerçek ortaya çıktı: Meğer James Bond...“kesin bir tetkik ile ölçüm maalesef mümkün değil. O nedenle zaman zaman hasta yakınlarından ses cihazlarına hastanın sevdiği müzik, şarkı, arkadaş konuşmaları kaydederek dinletmesini öneriyoruz.”
UYANDIĞINDA KONUŞMA TERAPİSİ İLE HAYATA DÖNEBİLİR
Koma sürecinin uzaması durumunda yoğun bakımdaki yaşam destek ünitelerine ihtiyacı biten hastalar, normal servisteki hasta odalarına alınıyor. Böylece hastaların yakınlarıyla zaman geçirme fırsatı bulduğunu söyleyen Doç. Dr. Ramazan Sarı, “Yeterli uyanıklık durumu oluştuğunda da hastalarımıza yoğun bir nöro-rehabilitasyon gerekiyor. Bu süreçte kol bacak hareketlerinin geri kazandırılmaya çalışması kadar kognitif dediğimiz bilişsel fonksiyonların da egzersizleri yapılmaya başlıyor. Örneğin konuşma terapisi çok önemli. Bir kısım hastamız bu süreci başarıyla tamamlayıp tekrar hayatına, kendine yeter şekilde dönebiliyor" diye konuştu.
İlgili Haber Böyle uyuyunca zirveye çıktılar! İşte N1 evresinin sırrı...Maalesef ki her hastada süreç böyle işlemeyebiliyor. Koma süreci hayati tehlikenin yüksek olduğu bir durum ve bu sebeple hastalar kaybedilebiliyor ya da uzun süren bakıma ihtiyacı olacak durumda kalabiliyorlar.
3 AYLIK YOĞUN BAKIM SÜRECİNDEN SONRA ŞUURU KAPALI KALDI AMA...
Ağır komada olmasına rağmen şaşırtıcı bir biçimde uyanan ilginç bir vakadan bahseden Doç. Dr. Ramazan Sarı'ya göre bu hastaların ortak yanı ailelerin motivasyonlarını kaybetmemeleri, iyi bir arkadaş grubu, tabii ki en önemlisi beynin iyi bir potansiyele sahip olması. Bu nedenle genç hastalarda bu durumun daha sıklıkla ve daha erken görüldüğünü belirtip 3 aylık yoğun bakım sürecinden sonra serviste şuuru kapalı takip edilen hastayla ilgili konuştu:
İlgili Haber Evde yalnız kalamayanlar dikkat! 'Monofobi' bu işaretlerle başlıyor..."Yatağında pasif diye ifade ettiğimiz fizyoterapisini alan ve şu an motosiklet kullanan hastamız varAncak temel mesele sağlık ekibinin ve ailenin pes etmemesi. Biz öncesinde beynin ne kadar rezervinin kaldığını ölçemiyoruz maalesef. O yüzden her hasta için düzelme sürecinde ne gerekiyorsa yapıyoruz."
'KOMADAKİ HASTALARIN BEYNİNDEKİ AKTİF KISIMLAR GÖRÜLEBİLİYOR'
Peki, komadayken bir insanın elini tuttuğumuzda veya konuştuğumuzda hisseder mi? Cevap veremeseler de bizi kısmen anlayabiliyor mu? Bu durumdaki hastalarda MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) ile beynin aktif olan kısmını görebildiklerini belirten Doç. Dr. Ramazan Sarı, “sürekli test edilebilecek bir yöntem olmadığı için günümüzde takip amaçlı kullanılan bir yöntem değil” açıklamasında bulunup, iki seviye oluşan koma düzeyinden bahsetti.
İlgili Haber Dünyada bir ilk olacak! Omicron'a karşı koruma oranı ortaya çıktıBu seviyelerin minimal bilinç durumu ve vegetatif durum diye vurgulayan Doç. Dr. Ramazan Sarı, “Ancak minimal bilinç durumu biraz daha farklı. Hastalar etrafı hakkında tepki vermeseler de bir yansıması olduğu düşünülüyor” dedi.
Öte yandan nerede olursa olsun bu hastaların yanında negatif içerikli konuşmanın uygun olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ramazan Sarı, hasta yakınlarını sık sık uyardığını ifade ederek, “ifadelerini kullandı.
'BAZI HASTALAR YILLAR SONRA TEPKİ VEREBİLİR'
Beyin dokusunun kendini yenileme yeteneğinin olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ramazan Sarı, hasar gören kısımların kaybedildiğini açıkladı. Ancak geriye kalan sağlam nöronlar zamanla diğer kaybedilen nöronların görevlerini üstlenmeye başlayabiliyorlar. Doç. Dr. Ramazan Sarı bu durumu şöyle açıkladı:
“O nedenle bazı hastalarımız yıllar sonra bir tepki vermeye başlayabiliyor. Ancak tekrar belirtmeliyim ki bu oldukça nadir bir durum.”
İlgili Haber Omicron Delta'ya göre 70 kat fazla çoğalıyor! 'Grip ile nezle arasında' deyip uyardılar...Son olarak Doç. Dr. Ramazan Sarı, Türkiye'de yaşanan, akıllarda yer ederek literatüre geçen bir komadan uyanma hikâyesi ve uzun koma süresi sonrası normal hayata dönen hasta olmadığını da sözlerine ekledi. izcihabrajansi.com