Bugun...



BASIN BÜLTENİ

Vergi Hukuku Profesörü Funda Başaran Yavaşlar:

facebook-paylas
Güncelleme: 20-12-2022 09:56:59 Tarih: 20-12-2022 09:48

BASIN BÜLTENİ

“Asgari ücret belirlenirken, asgari ücret üzerindeki vergi yükü de dikkate alınmalıdır”

 

Vergi Hukuku Profesörü Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Başaran
Yavaşlar, Türkiye’de vergi yükünü taşıyan ana kesimin ücretliler olduğuna dikkat
çekerek, “Asgari ücret belirlenirken geçim şartları ile yoksulluk sınırının dikkate
alınması Anayasal bir zorunluluktur. Bunun için ise, sadece asgari ücret miktarına
odaklanmak yeterli değildir. Asgari ücretli üzerindeki ağır vergi yükünün de dikkate
alınması gerekir. Aksi halde, bir el ile verilen diğer el ile alınmış olunur” dedi.
2022 yılında yapılan düzenlemeye rağmen, asgari ücretlinin yoksulluk sınırının altında
yaşadığına dikkat çeken Yavaşlar, asgari ücretli üzerindeki dolaylı vergi yükünü
azaltmak için önerilerini sıraladı. Yavaşlar, “2022 yılı bitmeden, enflasyon nedeniyle
alım gücü daha da azalan bu kesimin mali gücünü dikkate alan bir vergilendirme için
gerekli önlemler alınmalıdır. Tek başına asgari ücret artırımı, yeterli etki
yaratmayacaktır. Asgari ücrette aşınma ile genel ücret eşitsizliği arasındaki ilişki,
bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu ise, çalışma hayatındaki verimliliği azaltmadan kayıt
dışılığa artırmaya kadar farklı sonuçlara yol açmaktadır” diye konuştu.
Türkiye, vergi gelirleri bakımından OECD ortalamasının altında bulunuyor. OECD verilerine
göre, 2000-2020 arası dönemde gayri safi milli hasılanın (GSMH) yaklaşık yüzde 25’i
Türkiye’de vergi olarak alınırken, OECD ortalaması yüzde 34 civarında oldu. Tüm OECD
ülkeleri arasında GSMH’nin Türkiye’den daha az bir kısmını vergi olarak alan ülkeler,
Meksika, Kolombiya, Şili, Kosta Rica ve İrlanda olurken, Türkiye ile yüzölçüm ve nüfus
bakımından karşılaştırılabilir OECD ülkelerinde ise yirmi yıllık süre içinde ortalama oran
İsviçre ve Fransa’da yüzde 44, Norveç’de yüzde 43, Almanya’da yüzde 38 ve Polonya’da
yüzde 35 olarak tespit edildi.
OECD Ülkeleri ile kıyaslandığında; Türkiye’de toplam vergi yükünün ağır olmadığını ancak,
bu yükün mükellefler arasında adil, mali güce uygun şekilde dağılmadığını söyleyen Kültür
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, 2022’de yapılan düzenleme ile
tablo biraz değişmiş olsa da, uzun yıllar boyunca Türkiye’de vergi yükünü taşıyan ana
kesimin ücretliler olduğunu belirtti. Yavaşlar, “Ülkemizde vergi gelirlerinin yüzde 65 civarında
bir kısmı dolaylı vergilerden (katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi
gibi) sağlanmaktadır. Burada büyük pay, katma değer vergisi ile özel tüketim vergisine aittir.
Türk-İş verilerine göre, Ekim 2022 itibariyle dört kişilik bir ailenin -sadece gıda
harcamalarından oluşan- açlık sınırı 7 bi 425 TL, -gıda harcamalarının yanı sıra giyim, kira,
ulaşım, yakıt gibi zorunlu harcamalardan oluşan- yoksulluk sınırı 24 bin 186 TL, bekar bir
çalışanın yaşama maliyeti ise 9 bin 706 TL’dir. 1 Temmuz 2022 itibariyle Türkiye’de net
asgari ücretin 5 bin 500 TL olduğu dikkate alınırsa, asgari ücretlilerin fazla mesaiye kalmak
ya da birden fazla işte çalışmak zorunda kaldıkları, aldıkları asgari ücretin neredeyse
tamamının KDV ve diğer harcama vergileriyle yüklendiği açıktır” dedi.

 

“Zorunlu yaşam gideri konusu mal ve hizmetler üzerindeki KDV oranı yüzde 1’e
indirilmeli”
2022 yılında yapılan düzenlemeye de değinen Prof Dr. Funda Başaran Yavaşlar şöyle
konuştu: “Asgari ücretin, işçi SGK primi ve işsizlik sigorta primi çıkarıldıktan sonraki kısmı
gelir vergisi dışında bırakıldığı için, sanki gelir vergisiyle ilgili bir sorun kalmamış gibi
düşünülüyor. Ancak gerçekler böyle değil. Öncelikle, asgari ücret üzerindeki dolaylı vergi
yükü halen ağırlığını sürdürmektedir. Dolaylı vergiler bakımından da temel gıda ürünleri
üzerindeki KDV’nin yüzde 1’ indirilmesi önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir. Zorunlu
yaşam gideri konusu diğer mal ve hizmetler üzerindeki KDV oranının da yüzde 1’e indirilmesi
gerekir. Burada ilk olarak düşünülmesi gerekenler, bebekler, çocuklar, gençler ve yaşlılar ile
engellilerin kullanması zorunlu mal ve hizmetlerdir. Ayrıca, belli bir miktara kadar internet,
elektrik, su ve doğalgaz üzerindeki dolaylı vergilerin de, ki burada katma değer vergisi, özel
iletişim vergisi, çevre temizlik vergisi gibi vergilerden bahsediyorum, kaldırılmaları ya da en
azından azaltılmaları zorunludur. Bu tür malların bedelsiz teslimi halinde ise asla KDV
hesaplanmamalıdır. Gelir vergisine gelince,vergiden istisna edilen asgari ücret kısmı son
derece dar belirlenmiş; işveren tarafından sağlanan ve GVK’daki istisnanın dışında kalan
yemek gideri, yol gideri, mesken tahsisi gibi menfaatler gelir vergisine tabi tutulmuşlardır.
Ayrıca, asgari ücretlinin fazla mesai ya da basit bir ek iş (ikinci iş) karşılığında elde ettiği
ücret de gelir vergisine tabi tutulmuştur. Üstelik, bu tür durumlarda net asgari ücreti aşan
ücret tutarı üzerindeki gelir vergisi hesaplanırken, gelir vergisinden istisna edilen asgari ücret
tutarı da hesaba katılarak tabi olunan gelir dilimi ve vergi oranı saptanmaktadır. Bu şekilde
hesaplanan vergiden, vergi dışı asgari ücrete isabet eden kısım üzerinden hesaplanan gelir
vergisi indirilmekteyse de, gelir vergisinin artan oranlı tarife yapısı adaletsiz sonuçlara yol
açmaktadır. Mevcut sistemde, asgari ücretlinin bekar veya evli, çocuklu ya da çocuksuz
olmasına verilen önem de ortadan kalktığından, fazla mesai ya da ikinci iş gibi nedenlerle
elde ettiği gelir üzerinden gelir vergisi ödemesine rağmen beyanname verme sınırına
ulaşamadığından, bakmakla yükümlü olduğu aile üyeleri için yaptığı zorunlu yaşam
giderlerini de indirememektedir. Nihayetinde, toplanan gelir vergisinin yüzde 90’dan fazlası
stopaj, yani kaynakta kesinti yoluyla toplanmaktadır ki stopaja tabi en büyük kesim
ücretlilerdir”.


Asgari ücret miktarı bakımından OECD üyesi ülkelerle karşılaştırma yapıldığında, 2021 yılı
itibariyle yıllık bazda gerçek asgari ücretin Türkiye’de 14 bin 073 USD, Polonya’da 17 bin
048 USD, Fransa’da 22 bin 932 USD ve Almanya’da 24 bin 531 USD olduğunu söyleyen
Yavaşlar, “Artan döviz kurunun da etkisiyle dolar bazında asgari ücretin 2022 yılında daha da
azaldığı dikkate alınırsa, ülkemizde asgari ücret olması gereken düzeyde değildir. Asgari
ücretin giderek ortalama ücret olduğu son yıllarda, asgari ücret belirlenirken geçim şartları
ile, bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirme imkanını sağlamaya yönelik olarak yoksulluk
sınırının dikkate alınması Anayasal bir zorunluluktur. Bunun için ise, sadece asgari ücret
miktarına odaklanmak yeterli değildir. Asgari ücret üzerindeki vergi yükününün de dikkate
alınması gerekir. Aksi halde, bir el ile verilen diğer el ile alınmış olunur” diye konuştu.
Gelir vergisi üzerinde yapılması gereken düzenleme önerileri
Asgari ücret üzerinde iki tür ağır vergi yükü bulunduğuna dikkat çeken Yavaşlar, birinin gelir
üzerinden alınan gelir vergisi, diğerinin de harcama vergileri olduğunu bildirerek, gelir
vergisinde yapılması gereken düzenleme önerilerini şu şekilde sıraladı:
 Mevcut sistemde, asgari ücret miktarından -GVK’daki istisnayı aşan tutarda yemek
bedeli, fazla mesai ya da ek iş gibi nedenler dahil- 1 TL daha fazla gelir elde eden

ücretli, asgari ücret dahil edilerek saptanacak gelir diliminin tabi olduğu oran
üzerinden vergilendirilmektedir. Bu, asgari ücretin tamamen vergi dışı kalmaması
anlamına gelmektedir. Asgari ücret, gelir vergisinden istisna edilmiş asgari ücret
kısmını aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde de dikkate alınmamalıdır.
 Mevcut sistemde vergi dışı asgari ücretin kapsamı son derece dar tutulmuştur.
GVK’dan istisna tutarın üzerindeki yemek bedeli, ulaşım bedeli gibi işveren
tarafından sağlanan olağan menfaatler ile gelir vergisinden istisna edilmemiş kimi
sosyal yardım ödemeleri de kapsama dahil edilip, gelir vergisi dışında tutulmalıdırlar.
 Mevcut sistemde, sadece işçi SGK primi ve işsizlik sigorta primi vergi dışı gayri safi
ücretten indirilebilmekte; vergi dışı asgari ücreti aşan ücret tutarından (örneğin fazla
mesai ücretinden) gelir vergisi alınmasına rağmen, asgari ücretlinin çocuklarının ve
çalışmayan eşinin zorunlu yaşam giderleri dikkate alınmamaktadır. Çocuklar ve
çalışmayan eşle ilgili zorunlu yaşam giderlerinin dikkate alınmasını sağlayan bir
düzenleme getirilmelidir. Yukarı da işaret edildiği üzere, mevcut koşullar altında,
asgari ücretlinin fazla mesaiye kalması ya da birden fazla işte çalışması neredeyse
bir zorunluluktur.
 Artan oranlı tarifedeki gelir dilimleri, gerçek enflasyon oranında yükseltilmelidir.
 Mevcut sistemde üçüncü basamaktan itibaren yüksek ücret geliri sahiplerine tanınan
daha az vergi ödeme imkânı, düşük ücretlilere de tanınmasıdır. Şöyle ki; artan oranlı
tarifenin yüzde 15’lik orana tabi ilk basamağındaki matrah aralığı ile yüzde 20’lik
orana tabi ikinci basamağındaki matrah aralığı, ücretliler için daha yüksek
tutulmalıdır. Böylece, düşük ücretli kesimin mümkün olduğunca ilk basamaklardaki
düşük vergi oranlarından vergilendirilmesi sağlanmalıdır.
Harcama vergileri üzerinde yapılması gereken düzenleme önerileri
Asgari ücretliler bakımından genel harcama vergisi niteliğindeki katma değer vergisi (KDV)
ile zorunlu yaşam gideri konusu mal ve hizmetler üzerindeki diğer dolaylı vergilerin (özel
tüketim vergisi, özel iletişim vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi ile çevre temizlik
vergisi) yasal mükellefi asgari ücretli olmasa da, fiyata dahil edilerek tüketiciye
yansıtıldıklarından yükün ücretli üzerinde olduğuna dikkat çeken Yavaşlar, yoksulluk
sınırında ve hatta belki altında bulunan asgari ücret üzerindeki dolaylı vergi yükünü azaltmak
için de şu önerilerde bulundu:
 Zorunlu yaşam gideri konusu tüm mal ve hizmetler üzerindeki KDV oranı yüzde 1’e
indirilmelidir
 Zorunlu yaşam için gerekli tüketim miktarları dikkate alınarak, bu miktara kadar
elektrik, internet, doğalgaz ve su üzerindeki dolaylı vergiler kaldırılmalı ya da önemli
ölçüde azaltılmalıdır.
 Zorunlu yaşam gideri konusu mal ve hizmetler üzerindeki özel tüketim vergisi de
kaldırılmalı ya da azaltılmalıdır.
Sonuç olarak, 2022 yılı bitmeden, enflasyon nedeniyle alım gücü daha da azalan bu kesimin
mali gücünü dikkate alan bir vergilendirme için gerekli önlemler alınmalıdır. Tek başına
asgari ücret artırımı, yeterli etki yaratmayacaktır. Asgari ücrette aşınma ile genel ücret
eşitsizliği arasındaki ilişki, bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu ise, çalışma hayatındaki
verimliliği azaltmadan kayıt dışılığa artırmaya kadar farklı sonuçlara yol açmaktadır.
Funda Başaran Yavaşlar hakkında:

Funda Başaran Yavaşlar vergi hukuku profesörüdür. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimini,
Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Akademisyen
olarak, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Anabilim Dalı’nda Anabilim Dalı Başkanı da olarak
uzun yıllar dersler vermiş, aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nin diğer birimleri ile İstanbul Kültür Üniversitesi,
Doğuş Üniversitesi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin lisans ve lisansüstü programlarında görev almıştır.Yurt
dışında ise, Köln Üniversitesi, Bochum Üniversitesi, Berlin Hür Üniversitesi, Viyana Üniversitesi ile Max Planck
Enstitüsü’nde misafir araştırmacı / konuk öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunmuş, seminer vermiş (FUB),
Avusturya Bilimler Akademisi dahil bu kurumlardan bazılarında hakemlik (/jüri üyeliği) yapmıştır.
EATLP, Max Planck Enstitüsü (Vergi Hukuku ve Kamu Maliyesi) Alumni ve Dostları Derneği, Türk-Alman Ticaret
ve Sanayi Odası, Alman-Türk Hukukçuları Derneği, Türkiye’deki Alexander von Humboldt Bursiyerleri Derneği
gibi yerli ve yabancı akademik veya mesleki örgütlerde üyeliği bulunan ve çoğunda aktif görev yapmış olan
Başaran Yavaşlar, İstanbul Barosu ile Berlin Barosu’nun üyesidir. Aynı zamanda Berlin merkezli Başaran Hukuk
Bürosu & İşletme Danışmanlığı’nın (www.fundabasaran.de) sahibidir. Vergi hukuku alanında ulusal ve
uluslararası çok sayıda kitap, makale ve bildirisi bulunan Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, otuz yılı aşan hukuki
birikimi ve mesleki tecrübesiyle Türkiye’de ve Almanya’da özellikle işletmelere şirket kuruluşundan sözleşme
hukuku kaynaklı sorunların çözülmesine, halka açılmadan vergi planlamasına kadar pek çok alanda hukuk ve
eğitim hizmetleri sunmaktadır. Kişisel uzmanlık alanları, uluslararası vergi hukuku, kurumlar vergisi, vergi usulü,
vergi ceza hukuku ile vergilendirme yetkisinin sınırlarıdır.
Bilgi için:
Ayşegül Çetinkaya Koca / İletişim Danışmanı / 0505 577 35 92

 

izcihaberajansi.com




Kaynak: izcihaberajansi.com




Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
resmi ilanlar

www.izcihaberajansi.com


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI