|
Tweet |
.jpg)
.jpg)
Başkan Sevgili’nin konuşmasından başlıklar ise şöyle: “Genetik bir farklılıktır. İnsan vücudunda 23
tanesi anneden, 23 tanesi ise babadan gelen toplam 46 kromozom bulunurken, down sendromlu
bireylerde bu sayı üç adet 21. kromozomları olması nedeni ile 47 olmaktadır. 21. kromozomlarının 2
tane yerine 3 tane olması takvimlerde 21 ve 3 rakamını özel kıldığından bu genetik farklılığa vurgu
yapacak şekilde Birleşmiş Milletler her yıl 3. Ayın 21. Günü Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü
olarak kabul edilmiştir.
2011 yılında beri tüm dünyada Down Sendromu hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak, Down
Sendromlu bireylerin ayrımcılığa ve olumsuz tutumlara maruz kalmasını önlemek, erken ve sürekli
eğitimin önemine dikkat çekmek ve mevcut çalışma imkanları ile iş sahalarını artırmak amacıyla Down
Sendromu Farkındalık Günü kutlanmaktadır.
Down Sendromu tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, bireyin hayatı boyunca devam eden bir
farklılıktır. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Ortalama her 700-800 doğumda bir
görülür. Dünya genelinde 6 milyon insan bu genetik farklılığı taşımaktadır. Ülkemizde tam bir veri
olmamakla birlikte yaklaşık 100.000 Down Sendromlu kişi olduğu tahmin edilmektedir. Gebelik
döneminde yapılacak ikili tarama, üçlü tarama ve ayrıntılı ultrason gibi doğum öncesi izlemlerle
saptanabilmektedir. Saptanması halinde de aileye genetik danışmanlık verilmelidir.
“Düzenli ve disiplinli bir eğitim şart”
Hafif veya orta seviye zihinsel ve fiziksel gelişim geriliğine sebep olur. Down Sendromlu bireyler genel
olarak yaşıtlarından daha kısa boylu olurlar ve metabolizmalarının yavaş çalışması nedeni ile doğru
beslenme alışkanlığı edinmezlerse ileri yaşlarda kilo problemi yaşayabilirler. Zihinsel gelişimleri
geriden gelmektedir. Bu gerilik yaş büyüdükçe daha belirgin olarak gözükmekte, ama uygun eğitim
programları ile Down Sendromlu çocuklar da pek çok başarıya imza atmakta ve toplum hayatı içinde
anlamlı hayatlar kurabilmektedirler. Burada düzenli ve disiplinli bir eğitim programı ve bol tekrar en
önemli faktördür. Erken ve sürekli eğitim ile beraber down sendromlu bireyler arkadaş edinebilir,
okula gidebilir, iş edinebilir, hayatları ve gelecekleri için karar verebilirler.
“Tek yol eğitimdir “
Down Sendromunu iyileştirecek veya yok edecek bir tıbbi tedavi yoktur. Tek yol eğitimdir. 0-2
ay itibariyle eğitime başlamak son derece önem taşımaktadır. Tüm çocuklar için eğitim doğduğunda
başlar. Down sendromlu bebekler diğer bebeklerden daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar. Ama diğer
bebekler gibi onlar da ailenin kabullenmesine, sevgisine, iletişimine ihtiyaç duyarlar. Aileler bebeklik
döneminde çocuğun gelişimde kilit rol oynamaktadırlar. Bebekle oynamak, konuşmak, şarkılar
söylemek, yeterli uyaran almasını ve sosyal ortamlara sokarak farklı çevreleri tanımasını sağlamak
önemlidir.
Her şey farkındalıkla başlar
Her çocuk gibi Down sendromlu çocuklar da farklı zeka seviyesine, yetenek ve kişiliğe sahiptirler.
Burada kilit nokta çocuğun kapasitesini maksimum düzeyde kullanabilmesi için zamanında ve doğru
desteği alabilmesidir. Erken eğitim programları, fizyoterapi, dil terapisi, alternatif terapiler, oyun
grupları gibi seçenekler aileler tarafından iyice değerlendirilmeli ve doğru kaynaklara ulaşılarak karar
verilmelidir.
Ülkemizde Çocuk Esirgeme Kurumlarında da bulunan down sendromlu çocuklar yuvalardan dışarı
çıkartılmalı, sosyalleştirilerek topluma kazandırılmalıdırlar. Tüm Down Sendromlu kardeşlerimizin
Dünya Down Sendromu Gününü Kutlarız.
Öz Taşıma İş Sendikası İstanbul İl Başkanlığı olarak bizler Down Sendromunun farkındayız ve
toplumun her kesimini de Down Sendromluları fark etmeye davet ediyoruz.” dedi.
izcihaberajansi.com