|
Tweet |
İZCİ MEDYA https://www.facebook.com/
Türkiye’de konut ve iş yeri kiralamalarında sıkça başvurulan kefil imzası, hukuki şekil şartları nedeniyle yeniden gündeme geldi. Uzmanlara göre emlakçılarda veya hazır kırtasiye formlarıyla yapılan birçok kira sözleşmesindeki kefalet hükümleri, Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay kararlarında aranan şartları taşımadığı için geçersiz sayılabiliyor.
Kira sözleşmelerinde yalnızca kefilin imza atması, tek başına borçtan sorumlu tutulması için yeterli kabul edilmiyor. Kefaletin geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen şekil şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi gerekiyor.
Hukukçular, kefaletin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı azami tutarı kendi el yazısıyla yazması gerektiğini belirtiyor. Bu tutarın hem rakamla hem de yazıyla sözleşmede yer alması gerekiyor.
Bunun yanında sözleşme tarihi ile kefilin borçtan asıl kiracıyla birlikte sorumlu olduğunu gösteren “müşterek müteselsil kefilim” ibaresinin de kefilin kendi el yazısıyla yazılması şart koşuluyor. Bu bilgilerin bilgisayar çıktısı olarak hazırlanması ya da sonradan doldurulması, kefaletin geçersizliği sonucunu doğurabiliyor.
Kira sözleşmelerinde en çok tartışılan başlıklardan biri de uzayan kira dönemlerinde kefilin sorumluluğunun devam edip etmeyeceği oldu. Yargıtay kararlarına göre, kira süresi kendiliğinden uzadığında kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için bunun sözleşmede açıkça kararlaştırılması gerekiyor.
Ayrıca kefilin uzayan dönemlerde hangi süreyle ve hangi azami tutarla sorumlu olacağının da net şekilde belirtilmesi şart. Bu sınırlandırmalar yoksa kefilin yalnızca ilk kira dönemiyle sorumlu tutulabileceği ifade ediliyor.
Kira sözleşmelerinde en sık gözden kaçan konulardan biri de eş rızası. Kefil olacak kişi evliyse, eşinin yazılı rızasının alınması gerekiyor.
Uzmanlar, özellikle bireysel konut kiralamalarında eş rızası bulunmayan kefaletlerin, diğer şartlar sağlanmış olsa bile geçersiz kabul edilebileceğine dikkat çekiyor. Ticari işler için bazı istisnalar bulunsa da konut kiralamalarında eş rızası şartı önemini koruyor.
Piyasada sıkça kullanılan hazır kira kontratlarında kefalet bölümünün çoğu zaman yalnızca imza ile tamamlandığı belirtiliyor. Ancak bu yöntem, kanunun aradığı el yazısı, tutar, tarih, süre ve müteselsil kefalet ibaresi gibi zorunlu şartları karşılamayabiliyor.
Bu nedenle sözleşmede kefil yer alsa bile, hukuki uyuşmazlık halinde kefaletin geçersiz sayılması gündeme gelebiliyor.
Uzmanlar, ev sahiplerinin kefil güvencesine dayanarak sözleşme yapmadan önce kefalet hükümlerinin kanuna uygun hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol etmesi gerektiğini vurguluyor.
Kefil olacak kişilerin ise ne kadar süreyle ve hangi tutara kadar sorumlu olduklarını açıkça görmeden imza atmaması öneriliyor. Aksi halde taraflar, kira uyuşmazlığı ortaya çıktığında beklemedikleri hukuki sonuçlarla karşılaşabiliyor.
Hukukçulara göre piyasadaki birçok emlakçı ve taraf, kefaletin teknik şartlarını yeterince bilmiyor. Bu durum, ev sahipleri açısından tahsilat riski yaratırken, kefiller bakımından ise imzalanan ancak geçersiz sayılabilecek hükümler nedeniyle fiili bir koruma sağlayabiliyor.
Uzmanlar, kira sözleşmelerinde kefalet maddelerinin standart bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, taraflara sözleşme imzalamadan önce hukuki destek alma çağrısı yapıyor.